30 Temmuz 2015 Perşembe

İznik Gezisi 2.Bölüm

BURSA 


 İznik'i gezmeye devam ediyoruz. Sadece yazımın bu bölümde hafif atarlanacağım yerler olacak zaman zaman  :)) Hadi başlayalım, nerede kalmıştık? ...



   Ufak ufacıcık bir detay belki ama benim inanılmaz dikkatimi çekti, birbiri ardına her kapıda gördükçe bu çini işlemeli numaralı plaklar. Dikkat ettikçe fark ettim ki, ara sokaklar ya da çarşı içi hiç fark etmiyor, her kapının numaraları çini işlemeli bu plakalardan yapılmış...



  Roma Tiyatrosu... Daha doğrusu Roma Tiyatrosu Kazı sahası...



  Göl Kıyısı ve Yenişehir Kapıları arasında çok geniş bir alana inşa edilmiş...



  111-112 yıllarında yapılmış ve 13. y.y.'da toplu mezarlığa dönüştürülmüş, daha sonra da burada seramik fırınları yer almış. Kazılar halen devam ediyor...



  Göl kıyısı... Bisiklet kiralayıp sahil boyu gezebilir, sahil kenarında ki cafelerde çay kahve molası verebilir, öğle veya akşam yemekleri için diğer yazılarımda yazdığım Köfteci Yusuf veya Çamlık Restaurant'ı tercih edebilirsiniz. Ayrıca muhteşem bir gün batımı izleyebilirsiniz. Çadır sevdalıları için çadır alanları da mevcut...



  Yeşillikler içinde yola devam...



  Yenişehir Kapısı'na doğru yol alıyoruz...



  İznik'in 4 ana kapısından biri Yenişehir Kapı...



  Bu kapıların her biri, kazanılmış her bir zaferi kutlamak için yapılmış olan  anıtsal kapılardır...



  Bu özel kapıların her birinin altından geçerken insanın içi ayrı bir duyguyla kıpraşmıyor, daha bir dikleşmiyor omuzları değil :) ...



   Bu 4 kapı duvarlarla birbirlerine bağlanarak, şehri çevreleyen surlar oluşturulmuş...



  Veee Lefke Kapı...



  O da restorasyon da :( ...



  Arka tarafından dolaşarak nispeten daha net bir fotoğraf elde edebiliyoruz...



  Yukarıda ki fotoğrafta gösterdiği gibi oku takip ederek :) , Abdülvahap Sancaktar Türbesi'ne doğru ilerliyoruz...



  İşteeee o özgürce dalgalanan, kentin en özel noktasını işaret eder gibi gözüken, o güzel KIRMIZI...


  
  Tepeye çıkan yol çok uzun olmamakla beraber biraz bozuk ama kenti öyle güzel  yukarıdan an be an görüntüleyerek çıkıyorsunuz ki çok da üzerinde durmuyorsunuz...



  Hemen girişinde otoparkı var, hatta hediyelik eşya satan tezgahlar dahi var...



  Merak edenler için beni çok etkileyen hikayesini anlatmak istiyorum Abdülvahap'ın...

  İznik birkaç kere kuşatılmış. Kuşatma sırasında sancaktar Abdülvahap büyük başarılar göstermiş ve bu arada bir rum kızına aşık olmuş. Sevgilisi her defasında kendisine ''Kaleyi alırsan beni de alırsın'' diye bağırırmış. Sancaktar ise sevgilisine kavuşamadan düşman okuyla vurulmuş ve kafası uçurulmuş :( Buna rağmen kılıcını bırakmayıp devam eden Sancaktar'a arkadaşı ''başını unuttun'' demesi üzerine, Sancaktar geri dönmüş ve başını koltuğuna alarak yedi adımda bugün bu yattığı tepeye çıkıp kendini defnetmiştir :(( ...



  Dünyanın sayılı gün batımlarından birini izleyebileceğiniz Abdulvahap tepesi, kenti panoramik olarak görebilmek için tek yer...



  Bazen bazı yerlerde, tam resim çekmek için düğmeye basmak üzereyken, kendi kendime ''bunu ancak kendi gözlerinle buradan bakarken bu kadar güzel görebilirsin'' diye mırıldanırım. Bu tepede aynen böyle bir yer. Hele ki Abdülvahap'ın hikayesini bilerek bakıyorsanız buradan İznik'e...



  Ve şimdi sırada Kaymakamlık ve Nilüfer Hatun Çini Çarşı'sını ziyarette sıra...



  Sırada hiç de sevmem ama :))) alışveriş var ...



  Enerjimiz bitmedi, hala var, hatta dükkan gezmeye hep var bakışları ve mutluluk ifadeleri bunlar:)) ...



  Çarşı çok da büyük değil, 8-10 tane sıralı dükkanlar ve küçük bir cafeyle market var...



  İnsanlar çok kibar, güzler yüzlü ve yardımsever ...



  Keyfimizi güzel ve lezzetli bir Türk kahvesiyle taçlandırıyoruz...



  Aslında bu kadar çok eserin olduğu bir kenti gezmek günler sürebilir fakat İznik'te bir avantaj söz konusu bu konuda. Eserler birbirini çok yakın. Mesela bu bahçe içerisinde hem Şeyh Kudbettin Camii Ve Türbesi hem Nilüfer Hatun İmareti( İznik Müzesi) hem de Yeşil Camii...



  Öncelikle Şeyh Kudbettin Camii Ve Türbesi'ne yakından bakıyoruz...



  Yazının başında zaman zaman atarlanacağımdan bahsetmiştim ya işte ilk atar geliyor :)) Kent neden bu kadar toz toprak? Toz alerjisi olan ben bu kadar gez toz etkilenme, burada alerjim tepsin, öksürükler içinde kalayım :(( 



  Duyuyorum evet... Bu kadar kazının olduğu yerde normal yani dediğinizi. Ve fakat sorun burada tam da. Neden bu kadar kazı? Hepsi bir anda olmak zorunda mı? Konuştuğumuz esnaf ve yöre halkı da aynen bundan yakınıyor. Ama bizim ''belediye çalışmıyor mu yahu ? '' diye çemkirmemize onlar '' çok çalışıyor, çok fazla çalışıyor zaten ondan oluyor'' diye esprili bir yaklaşımla cevap veriyor :)) ...



  Üst üste gelecek hazır olun :) İkinci atar. Neden çoğu yer kafasına göre kapalı acaba ? Yine yerinde bir soru ama yine cevapsız kalan bir soru daha :( ...



  Nilüfer Hatun İmareti( İznik Müzesi)...



  1. Murat tarafından annesi Nilüfer Hatun anısına inşa edilmiş. Bugün müze olarak kullanılıyor. İnanılmaz eserler var bahçesinde ; Yunan, Bizans, Roma ve Osmanlı eserleri, parmaklıkların ardından görüyoruz evet ama içeri giremiyoruz, neden ? Restorasyon var... Siz olur da açık ya da restorasyonu bitmişken yakalayabilirseniz mutlaka özellikle burayı gezin ve en uzun vakti buraya ayırın...



  Ve bir diğer önemli yapı. İznik'te sembolleşen ve en muhteşem kültür varlıklarımızın başında gelen, adını turkuaz renginde çinili ve tuğlalı minaresinden alan Yeşil Camii. Yine sadece dışarıdan görüntü. Neden? Tahmin edin. Hangisi olabilir bir bakalım. Kapalı mı? Restorasyonda mı ?

Tabi ki restorasyonda...

 Ben artık bir İznik sever olarak belediyesinden rica ediyorum, bilmiyorum mümkün mü? Lütfen bu güzelim yapıların çoğunu aynı anda restorasyona almayın, her tarafta birden kazı çalışmaları yapmayın. Yok işler böyle yürümüyor diyorsanız da internet sitenizde lütfen bunlarla ilgili duyurular yayınlayın...

 Dar vakitlerimizde, belki bir kez yapabileceğimiz ziyaretlerimizde önceden bazı bilgileri bilmek bizi çok mutlu edecek, programlarımızı bunlara göre ayarlayabilme olanağı yaratacaktır bize...

 Ve son bir rica daha :) Mardin gezimizin yazısını okuyanlar hatırlayacaktır. Gezdiğimiz hemen her yapıda görevliler eşliğinde gezmiş, eserler ve yapılarla ilgili önemli ve doğru bilgiler edinmiştik. Burada da, bu kadar önemli eserlerin olduğu İznik'te de böyle bir uygulamanın çok faydalı olacağını düşünüyorum...

  Son Söz...

 Hoşçakal İZNİK ...






Yorum Gönder

Fikirlerinizi Lütfen Benimle Paylaşın

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın ve Enter'a basın :)